TRTakademi: Televanjelizm kavram
olarak Türkiye’nin geç kaldığı bir konu mu yoksa içine düştüğü bir tuzak mı?
Mete Çamdereli: Televanjelizm
propagandist bir içerik taşıyor, sadece anlatmak ya da tebliğ etmek değil yani,
misyonerlik faaliyetlerini de akla getiriyor. Dinin anlatılması noktasında bu
kavramdan çok elektronik vaizlikle başlayan bir süreç var. Daha kapsayıcı, daha
nesnel/yansız bir kullanım. Neil
Postman’ın “Televizyon Öldüren Eğlence”sinde elektronik kilise, elektronik
vaizlik olarak kullanılıyordu yanlış hatırlamıyorsam. Yani tele’den uzaklaşan
bir süreç yaşanıyordu. Sonra elektronik vaizlikten medyatik vaizliğe geldik.
Evet ben de medya vaizliği ya da medyatik vaizlik diyorum ama şu anda kavram
artık dijital boyutuyla düşünülmeli. Televanjelizmin Türkiye’de yaygın biçimde
kullanıma girmemesi ise belki salt Hristiyanlığı düşündürdüğünden ya da televizyon
dünyası ile sınırlı bir kavram olmasından kaynaklanıyordur. Bugün dijital
teknoloji dijital iletişim boyutuyla karşımıza çıkınca, vaizlik ya da uzmanlık da
dijitalleşti zaten, televanjelizm, televaizlik ya da medyatik vaizlik terimleri
derdi izhar etmez oldu. Dinsellik bağlamında söz söyleyen ve dinleyen kim
olursa olsun artık ister istemez dijital vaizlik ve muhatapları olarak
değerlendirilecektir. Medyatik vaizler kendilerini istemeseler de dijital
platformda görecek, tüm muhatapları gibi kendileri de dijitalleşmenin muhasarasını
derinden hissedeceklerdir.
