Özbek ülkesi, ilim ve marifet diyarı
1990’lı yılların başlarıydı orayla ilk düşünsel temasım. SSCB haritaları
içine mezcedilmiş o memleketleri düşleyişim, merak edişim, oralara gitmek
isteyişim. Bir kitap tercüme etmiştim, Sovyet Müslümanları diye. Çok soru vardı
kafamda. Yer isimleri bile unutulmuş ya da farklılaşmıştı neredeyse. Firunzeler,
Bişkekler, Alma-Atalar, Almatılar birbirine karışıyordu. Maveraünnehir ve
doğusunda neler oluyordu, anlamak kolay değildi. Daha çok batıya ve yaşadığımız
coğrafyaya kilitliydik o zamanlar. O coğrafya bizden çok uzaktı, biz de ondan
çok uzak.