mete çamdereli
10 Haziran 2026 Çarşamba
tambur mu tanbur mu?
9 Haziran 2026 Salı
çizgi-kelimeler
ya da Hasan Aycın'ın çizgi sanatı üzerine birkaç söz
Çizginin kelimelerini bir çizerin çizgileriyle inşa ettiği kelimeler olarak tarif edersek, çizgi-kelimeyi bir çizere odaklanarak düşünmeye çalışmak makul olacaktır.Bir çizer olarak Hasan Aycın’ın kelimeleri doğal olarak çizgileridir, çizgilerindedir. Çizgi-kelimeler onun doğrusu, doğrultusudur. Maruf olanın izini belirleyen ve betimleyen çizgi-kelimeler, sahih bir gönül örgüsünün ilmekleri gibidir. Hasan Aycın söylemeye çalıştığı ne varsa önce çizgi-kelimeleriyle söyler, çizgiye sığdıramadıklarını değişik türdeki yazı ve söyleşilerle dillendirir. Gönül lisanındaki kelimeler, kalemin sırrınca, kelimetullahın bereketiyle çizgiye gelir, çizgi-kelimelere dönüşür.
8 Eylül 2025 Pazartesi
yakın diyarlar
“Şehir, yaşanmışlıkları hatırlatarak kendisini anlatmaya her daim hazırdır. Hikâyesine kulak verilirse canlanır, dinleyeni olursa kadim birikimini usanmadan dillendirir. Şehir oradadır, hikâyesi ve eserleriyle capcanlıdır; canı dokunulmayı bekler, dokunulmakla can bulur.”
Mete Çamdereli, Yakın Diyarlar eserinde, okuyucuyu İstanbul’un camilerinden başlayarak İznik’in kuytularından Kudüs’ün yaralı sessizliğine, Semerkand’ın ilim kokulu sokaklarına uzanan bir serüvene davet ediyor.
Yazar, gezip gördüğü camileri, türbeleri, çeşmeleri, şehirleri ve ülkeleri yakından inceleyerek bu mekânların estetik görünümlerini detaylıca tasvir eder; bu güzel ibadethanelerin ve mekânların kendisinde uyandırdığı duyguları, cemaat ruhunu, Allah’a teslimiyetin verdiği huzuru, yeni yerler görmenin verdiği hazzı okuyucuya aktarır. Ona göre her mekânın ve şehrin bir ruhu, bir hikâyesi vardır ve camiler, şehirlerin kimliğini taşıyan medeniyet mirasının vazgeçilmez temel yapı taşlarıdır. Attığı her adımda tarihin izlerini görür, gittiği her yerde aynı medeniyetin izlerini keşfeder.
Yakın Diyarlar, şehirlerine vuslat dileyenler için bir hasret derlemesidir.
7 Temmuz 2025 Pazartesi
bir aleti düşünmek
bir aleti düşünmek: tahra mı, nacak mı?
'Elindeki nedir, ey Musa.' (Taha, 17)
İnsan güç yetiremediği işlerini aletle kolaylaştırmayı öğrendi ve o gün bu gündür aleti elinden bırakmadı. Her
tür işi için ondan destek aldı, onun sayesinde zaman kazandı. Alet, onun işini kolaylaştırdıkça o daha fazlasını yapmak istedi. Aletleri çoğalttı
ve onlara, güç, hız ve marifet kattı. Yetinmedi; zamanla daha fazlasını yaptı. Alet ilminde ve fenninde yol kat ettikçe ihtiyaçları da arttı. İhtiyaçları
aletlere göre şekillenmeye başladı. Alet, bir yandan gelişirken bir yandan yapılacak işi belirliyor ve iş yapma biçimini etkiliyordu; deyim yerindeyse, işler ve iş yapma
biçimleri, alete göre kabuk değiştiriyor ve onun isterlerine göre çeşitleniyordu. Önceleri yapılamayan ya da güçlükle yapılan işler madem aletle kolayca
ve hızlıca yapılabiliyor, işleri aletlerle yapmak sürdürülmeli, aletler geliştirilmeli ve çeşitlendirilmeliydi. Öyle de oldu. İnsan aleti kullanarak işinde
çokça hız kazandı ve zamandan daha çok istifade etti. Aletli işler artıkça aleti daha da geliştirdi ve çeşitlendirdi. Durmadı; neredeyse bütün
işleri ve ihtiyaçları belirlemeyi ona bırakacak bir zaman dilimine erişti. Alet de, kendi işini kendi yapacak, ne yapacağına kendi karar verecek hale geldi.
4 Ocak 2025 Cumartesi
gölgenin çizgisi
Gölgenin çizgisi ya da gölgeyi çizgide/n okumak
2 Ocak 2025 Perşembe
iznik, kuytu alem
9 Aralık 2024 Pazartesi
bir kelime4
"Sanatçı için alem bilgisinin hükmü, kendisi de Tanrı’nın bir kelimesi olarak alem içinde özel bir alem olma bilgisini amentüsüne dahil etmekten ibarettir” (Ömer Lekesiz)
“Herkes, bir fennin, bir sanatın fedaisidir. Ömrünü o yolda sarf eder” (Mevlana Celalettin-i Rumi)
Her kelime deneyim evreninin mütemmim cüzüdür; varlığı kaçınılmaz, yokluğu telafisizdir. Böylesi bir yargı, fen kelimesi için de geçerli. Yokluğunda, telafisi güç görünen bir kelime fen; kullanım yaygınlığı giderek yitiyor. Fenleri içkin Darül Fünun üniversite oldu. Fen liseleri henüz duruyorsa da, liselerde bağımsız fen bölümleri artık neredeyse hissedilmiyor. Fen fakülteleri tabiat bilimlerine dönüştü.
10 Eylül 2024 Salı
acem ülkesi
Acem ülkesinde eyleştim
Acem ülkesinde eyleşmek bugüne nasipmiş. Yıllar yılı hasretini çektiğim yakın bir diyarı görecek, zihin ve gönül coğrafyamın şehirlerine sokulacak, onlarla ramazan arifesinde, üç ayların serinliğinde hasbihal edecektim. Vuslat hasıl olduğunda, Mekke, Medine, Kudüs, Semerkant ve İstanbul görgüsüyle selamladım, hürmet arz ettim. Tahran’dan mukabele etti. Kavuşturana şükürden acizim.
*
Yanılmamışım, Tahran kalabalık bir başşehir ve oldukça hareketli; geniş yollar, upuzun caddeler, trafik sıkışıklığı, yayalar, çarşı pazar, park bahçe, sokak meydan, şehir mobilyaları... Dış cephelerdeki süsler, süslemeler, sanat yoğun mekanları fısıldar gibi... Şehre göz süzüyor ve kısıtlı zamanı bereketlendirebilmek için biraz acele ediyorum. Halka açık büyük parkın yanından nezih bir mekana, Gülistan Sarayı’na, namı diğer güneş bahçesine geçiyorum. Kaçar hanedanı
7 Temmuz 2024 Pazar
kelimeyi düşünmek
Allahın kelimelerini değiştirebilecek hiçbir güç yoktur (Enam, 34)
Allah’ın kelimeleri tükenmez (Lokman, 27)
Birçok kelime biliyoruz; birçok kelimeyi telaffuz ediyor, birçok kelimeyle iletişim kuruyoruz. Kelimelerle ömür sürüyor; yazıyor, konuşuyor, düşünüyoruz. Kelimelersiz olamıyoruz, çünkü kelime, kaimdir ve kaim olana delildir. Hayata dair ne varsa kelimelerdedir. Kelimeler de hayatın her alanındadır. Bir ses, bir görüntü, bir koku, bir tat, bir his hemen kelime olur, kendini kelimede bulur ve muhatabına kelimeyle ulaşır. Kelime sözdür ve söze gelir; söz söyler, söz eder, seslenir, ifade eder.

