ULUSLARARASI İLETİŞİMDE DİL
VE DİL AKTARIMI
Mete Çamdereli
Dil ve İletişim
Kişilerarası
iletişimin gerçekleşmesinde, bugüne kadar, sözlü olmayan çeşitli araçlar -duman, posta
güvercini, tamtam, resim gibi- kullanılmıştır. Ancak birincil işlevi iletişim
olan insan dili, zaman içinde önemini asla yitirmemiş, sürekli değişip
gelişerek bilginin (enformasyon) iletilmesinde her zaman ayrıcalıklı bir yer
tutmuştur.
Genellikle insanın duygu
ve düşüncelerini açıklama aracı olarak bilinen dilin kendi içinde bir örgüsü
bulunduğu, kendine özgü bir yapı sunduğu ve ünlü dilbilimci F.de Saussure’ün
ifadesiyle toplumsal yaşam içinde ele alınan “göstergeler dizgesi”[1]
(sinema, müzik, fotoğraf, moda, trafik dili, mors alfabesi gibi) olduğu, bugün
artık, üzerinde birleşilen bir tanımsal yaklaşım. Diğer yandan dilbilim
dünyasının önemli bir kanadını oluşturan ve Saussure’ün yakın izleyicisi
Martinet, insan dilini, diğer yapay dillerden ayırarak tanımlamaya çalışır ve onu, “insan
deneyiminin, topluluktan topluluğa değişen biçimlerde, anlamsal bir içerikle
sessel bir anlatım kapsayan birimlere, başka bir deyişle anlambirimlere
ayrıştırılmasını sağlayan bir iletişim aracı”[2]
olarak belirler. Öyleyse dilin temel ve biricik işlevinin iletişim kurmak
olduğu rahatlıkla söylenebilir.